Uzman Psikolog Semiha Kaya

Doğum kadının hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biridir. Nasıl ki genç kızlıktan kadınlığa geçiş, bekarlıktan evliliğe geçiş, öğrencilikten iş hayatına geçiş gibi her kimlik değişimi kadın için bir dönüşümse, anneliğe geçiş bunların arasındaki en önemli değişim olarak belirtilebilir.

Yeni bir insanla tanıştığımızda ilk başta temkinliyizdir. Öncelikle tanımaya alışmaya çalışırız. Sonra olaylara karşı verdiği tepkileri gördükçe güveniriz. Sonrasında o kişi bizim için tanıdık biri olur ve kendimizi açarız, hayatımıza alırız. Kadın da anne olduktan sonra kendiyle yeniden tanışır. Yeni anne kimliğine önce temkinli yaklaşır. Özellikle lohusalık döneminde hiç tanımadığı bir sorumluluk duygusu ve yorgunlukla mücadele ederken bu tanışma bazen sancılı geçebilir. Doğum yapan kadının yaşadığı bedensel dönüşüm de onu kendinden uzaklaştırabilir ve bu durumun düzelmesi kadının yeni kimliğiyle uzlaşmasıyla olur.

Lohusalık döneminde bebek hüznü dönemi yaşanır. Bu dönemde kadın doğumda vücudunu aniden terkeden hormonlarla boğuşmaktadır. Bunun yanı sıra anneliğin ve bebek bakımının zorluğuyla kadını olumsuz duygular ele geçirir. Mutsuzluk ve çaresizlik duyguları bunların başında gelmektedir. Bu dönemde kadının çevresinden gerekli sosyal ve fiziksek desteği alması esastır. Bebek bakımı konusunda anneye yardımcı olunmalı, başa çıkamadığı duygularını ifade etmesine de gerekli ortam sağlanmalıdır. Yeni anne olan kadın bu durumun geçici bir durum olduğunu bilmelidir. Hayatında bir daha kendini kadın hissetmeyeceğine dair duygularına kendini kaptırmamalıdır. Bu doğum sonrası dönem hem anne hem sosyal çevresi tarafından iyi yönetilir ve desteklenirse genellikle depresyon görülmez ve kadın anne kimliğiyle daha kolay ve çabuk uzlaşır. Duruma alışır.

Kadının doğum sonrası beden algısı da bu psikolojik dönüşümde rol oynamaktadır. Bedende yaşanan deformasyonlar kadının kendini beğenmemesine ve kendini kadın kimliğinden uzaklaştırmasına sebep olabilir. Bu sebeple kadın öncelikle anne olduğunun bilincine varıp önceliğini bu kimliğe alışmaya ve lohusalık dönemini atlatmaya vermelidir. Doğumdan hemen sonra eski vucut formuna kavuşma iddası annenin psikolojisini yorabilir. Lohusalık dönemi sonrasında kadın çocuk öncesi hayatını yaşamaya başladığında tekrar kendini mutlu hissedeceği vucut formu ve fiziksel görünüm için çalışamaya başlayabilir. Bu durum için psikolojik ve hormonel durumu da daha elverişli olacaktır.

Doğum kadını etkileyen majör bir değişimdir ancak günümüzde modern dünyada anneler, doğum sonrası ilk dönem sancılarını atlattıktan sonra kendilerini daha güçlü ve daha mutlu hissetmektedirler. Çocuk sahibi olmuş ama eski hayatına da geri dönebilmiş bir kadın, hayatta başarabilecekleri konusunda daha umutlu ve kendine güvenlidir.