Özellikle şehirde yaşıyorsanız bolca ultra işlenmiş gıda tüketiyorsunuz. Muhtemelen bu besinler gereğinden fazla şeker içeriyor ve sağlığımız için çok da faydalı değiller. Ama bu besinlerin kötü olması ultra işlenmiş olmalarından kaynaklanmıyor olabilir. İşlenmiş besinleri suçlamadan önce onları biraz daha yakından tanıyalım. İşlenmiş besin terimi, Dünya Halk Sağlığı Beslenme Derneği’nin yayımladığı NOVA isimli bir çalışmadan geliyor. Bu çalışmaya göre besinler dört gruba ayrılıyor:

İşlenmemiş ya da az işlenmiş gıdalar: Tükettiğimiz meyveler, sebzeler ve et bu kategoriye giriyor.

İşlenmiş yemek malzemeleri: Şeker, tuz ve yağ gibi ürünler bu kategoride.

İşlenmiş gıdalar: Yukardaki iki grubun üyelerini birbirleri ile karıştırarak işlenmiş besinleri elde ediyoruz. Örneğin ekmek, kurutulmuş et veya helva gibi.

Ultra işlenmiş gıdalar: Nova’ya göre kesin bir tanımı olmamakla birlikte 5 veya daha fazla malzemenin karışımı ile oluşan besinlerin bu kategoriye girdiğini söyleyebiliriz. Günlük yemek tariflerimizde kullanmadığımız katkı maddelerini içeren (renklendiriciler, koruyucular, yapay tatlandırıcılar gibi) her gıda yine bu kategoride değerlendiriliyor.

Ultra işlenmiş gıdalarla ilgili esas sorun gördükleri işlemlerden ziyade bu gıdaların çoğunun yüksek kalorili, kolay ulaşılabilir ve ucuz olması. Bu yüzden, ultra işlenmiş gıda kategorisinde bulunan bütün gıdaların besin değerlerinin düşük olduğunu düşünmek biraz önyargı içeriyor.

Besin değeri açısından çok farklı olmayan gıdalar farklı gruplarda da bulunabiliyor. Örneğin işlenmiş bir gıda olan konserve sebzeler, işlenmemiş bir gıda olan taze sebzeler kadar besleyici. Ya da yine işlenmemiş bir gıda olan kurutulmuş meyveler, ultra işlenmiş şekerlemeler kadar kalori içerebilir.

Yani gıdaların besin değerlerini bu kategorilere bakarak değerlendirmek her zaman doğru sonuçlar vermeyebilir.